Zeytinburnu’nun imalathanelerle dolu ara sokaklarına kış ikindisinin gri alacakaranlığı çökerken, semtteki meslek lisesinin ders bitim zili yankılandı. On yedi yaşındaki Nihal, okul ceketinin üzerindeki kabanını ilikleyip sırt çantasının askılarını omzuna sabitledi. Sınıf arkadaşlarının otobüs durağına doğru gülüşerek yürümesine katılmayarak, adımlarını kargo kamyonlarının ve deri depolarının sıralandığı dar, arnavutkaldırımlı sokağa çevirdi.
Nihal, iki yıl önce babasını bir tersane kazasında kaybettikten sonra yatağa bağımlı babaannesi ve ilkokula giden küçük kardeşiyle yaşam mücadelesi veriyordu. Evin birikmiş kirasını ödemek ve babaannesinin her ay katlanan ilaç masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde Zeytinburnu’ndaki eski bir hanın zemin katında yer alan deri konfeksiyon ve deri mont restorasyon atölyesinde çalışıyordu.
Atölye; ağır işlenmiş ham deri kokusu, bıçak zımparalarının tiz sesi, yapıştırıcı solüsyonu ve deri dikiş makinelerinin tıkırtısıyla kaplı basık bir yerdi. Nihal’in görevi; dikilen deri montların ve çantaların kenarlarındaki deri çapaklarını ince bıçaklarla temizlemek, dikiş hatalarını deri boyası ve fırçalarla rötuşlamak, ağır deri ürünleri askılı ahşap kolilere yerleştirip ambalajlamaktı. Saatlerce keskin solüsyon kokusu solumak başını döndürür, çapak bıçağını tutmaktan parmak boğumlarında su kabarcıkları ve sızlayan kesikler oluşurdu.
Nihal’in en büyük arzusu ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nü kazanıp deri ve tekstil alanında kendi markasını kurmaktı. Rötuş tezgahının hemen arkasındaki ahşap sütuna şeffaf bantla sabitlediği YKS Türkçe paragraf özet föylerine ve Sanat Tarihi kronoloji kartlarına bakarak çalışırdı. Bir yandan elindeki fırçayla deri montun dikişlerini rötuşlarken, bir yandan da göz ucuyla paragraf çözme tekniklerini ve sanat akımlarını zihninden adımlıyordu. Arkadaşları evlerinde test çözerken, o, deri kokusu ve boya tozlarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, İtalya’ya ihraç edilecek beş yüz adetlik özel dikim deri ceket siparişinin son rötuşları, boya kontrolleri ve paketlenmesi son ana kaldı. Atölye ustası sevkiyat tırını karşılamaya gidince, tüm kontrol ve ambalaj işi Nihal’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri boyadan ve soğuktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Atölyenin ağır demir kepengini kapatıp Zeytinburnu Marmaray Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.