Sarıyer’in yüksek yamaçlarından Cendere Vadisi’ne süzülen akşam karanlığı, gökdelenlerin cam cephelerine yansıyan araç ışıkları ve poyrazın getirdiği soğuk havayla birleşirken, Maslak yakınlarındaki bir anadolu lisesinin son ders zili çaldı. On yedi yaşındaki Kübra, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert parka kabanını ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında sıkladı. Sınıf arkadaşlarının yakındaki alışveriş merkezine kahve içmeye gitme tekliflerini tebessümle reddederek, adımlarını plazalar bölgesinde otuz katlı bir iş merkezinin yirmi ikinci katında yer alan uluslararası tıbbi yazılım ve sağlık veri akreditasyon acentesine doğru hızlandırdı.
Kübra, altı ay önce babasını Ambarlı Limanı’nda tır dorsesinden konteyner indiren bir vincin çelik halatının kopması sonucu kaybettikten sonra yatalak babaannesi ve ilkokula giden küçük kardeşinin tüm geçim yükünü üstlenmişti. Ayazağa’daki mütevazı kiralık dairenin giderlerini ödemek, babaannesinin her ay düzenli alınan tıbbi bakım malzemelerini karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası veri güvenlik tescil kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve, filtre edilmiş temiz hava, sunucu odasından gelen hafif uğultu ve yüksek hızlı tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece disiplinli, kurumsal ve yüksek tempolu bir mekândı. Kübra’nın görevi; İsviçre ve Almanya merkezli hastane zincirlerinden gelen klinik araştırma veri protokollerini sisteme işlemek, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ile Avrupa Sağlık Veri Alanı onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası ekspres kuryeleri karşılayarak kriptolu veri anahtarlarını teslim kütüğüne kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında veri güvenlik kodlarını ve protokol numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev arşiv klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Kübra’nın en büyük arzusu ise İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazanıp tıbbi yapay zekâ ve nörolojik veri analizi üzerine çalışan uzman bir araştırmacı doktor olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Biyoloji-Kimya ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki sinir sistemi, hücre biyolojisi ve organik kimya sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve uluslararası tıbbi akreditasyon belgelerinin ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Berlin Charité Hastanesi ile yürütülen acil kanser araştırmasına iletilecek yetmiş beş parçalık Tıbbi Veri Onay Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir denetim için Sağlık Bakanlığı Veri Merkezi’ne gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Kübra’nın omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Plazanın ağır döner kapısından çıkıp İTÜ-Ayazağa Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.