Şubat ayının ilk günlerinde Haliç üzerinden Süleymaniye Tepesi’ne doğru fırtınayla tırmanan dondurucu kar poyrazı, Ayrancı Sokak’ın tarihi ahşap binalarının yıpranmış cumbalarını zangırdatırken; Elif kucağındaki ağır ebru teknelerini, sığır ödlerini, at kılı fırçaları ve değerli elyazması cilt kâğıtlarını düşürmemek için Kirazlıtepe Yokuşu’nun kaygan arnavutkaldırımlarında güçlükle adım atıyordu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yazma Eser Sanatları Bölümü öğrencisi olan Elif, Osmanlı tezhip ve ebru geleneklerini Haliç’in sisli siluetiyle buluşturma sevdasıyla Amasya’dan İstanbul’a gelmişti. Süleymaniye’nin kışın soğuk rüzgâr geçiren ve merdivenleri ıslak çamur kokan iki odalı eski bir ahşap çatı katında yaşıyor; akşamları Vezneciler’deki küçük bir fotokopicide gece yarısına kadar çalışarak hem ev kirasını çıkarıyor hem de toprak boyalar, kitre ve özel battal ebru kâğıtları için para biriktiriyordu. O gün, hayatının en büyük dönüm noktası sayılan uluslararası bir geleneksel kitap sanatları sergisinin eser teslim günüydü. Süleymaniye Kütüphanesi’nin tarihi medrese avlusunda düzenlenecek "Haliç’in Akıntısı ve Kitrenin Ruhu" temalı sergi için aylardır uykusuz kalarak hazırladığı, toprak boyalarla suyun üzerine damlatarak iğneyle büküp devasa "Süleymaniye Kubbesi ve Haliç" battal ebru cilt panosunu jüriye ulaştırması gerekiyordu. Eğer eseri dereceye girerse hem İngiltere’deki Londra Kitap Sanatları Enstitüsü’nde iki yıllık burslu uzmanlık eğitimi imkânı kazanacak hem de aylardır biriken malzeme ve kütüphane borçlarını kapatabilecekti. Günlerdir ebru teknesi başında durmaktan boyun kasları tutulmuş, elleri toprak boyaların pigmentsel lekesiyle yıpranmıştı.
Ancak Kirazlıtepe Yokuşu’nun en dik virajında ilerlerken, yokuş aşağı buzlu yolda kontrolden çıkan bir pazar çekçek arabası gürültüyle Elif’in üzerine doğru kaydı. Anlık bir panikle kenardaki tarihi taş duvara doğru sıçrayan Elif’in ayağı, taşların arasındaki kar birikintisine basıp kaydı. Sertçe yere kapaklanan genç kızın kucağındaki deri muhafaza çantası elinden fırlayarak merdiven köşesindeki demir çeşme haznesine çarptı. Çantadan fırlayan o narin ebru cilt panosu sert metale çarparak kenarındaki ahşap muhafazadan ayrıldı ve boydan boya yırtıldı; kitreli kâğıdın üzerindeki narin toprak boya damarları yarıldı, haftalarca su üzerinde sabırla şekillendirdiği desenler sokağın kenarındaki karlı çamur birikintisine ıslandı.
Elif, dizlerindeki kesiklerin ve ellerine batan buz parçalarının acısını hissetmeden, çamurlu suyun içinde yırtılan ve boyaları dağılan ebru kâğıdına bakarak donakaldı. Haftalarca ter döktüğü uykusuz geceler, nasırlı elleri ve Londra hayalleri saniyeler içinde o soğuk sokağın ortasında yok olup gitmişti. Ağlamaktan göğsü sıkışan genç kız, Süleymaniye’nin bu kar yağışlı ve taş yokuşlu sokağında ne kadar çaresiz kaldığını felt etti.
O sırada sokağın hemen başındaki eski bir cilt ve restorasyon atölyesinden çıkan, Süleymaniye’nin kırk yıllık emektar cilt ustası "Osman Usta" gürültüyü duyup dışarı koştu. Elif’in çaresizce yırtık ebru parçalarını toplamaya çalıştığını görünce onu kolundan tutup kaldırdı, omuzlarına tutkal ve deri kokan önlüğünü örterek dumanı tüten kütük sobasının yandığı atölyesine götürdü.
Osman Usta, Elif’e dumanı tüten bir bardak sıcak çay uzattıktan sonra yırtılan ebru cilt panosunu inceledi. "Kâğıt yırtılır, ebru dağılır ama ustanın yüreğindeki su durulmaz kızım," dedi babacan bir sesle. "Eski Yazma Eser ustaları yırtılan yazmaları çöpe atmazdı; yırtık çizginin arasına eritilmiş varak altın harcı ve doğal sıvı arap zamkı sürer, kâğıdın ayrılan uçlarını zırnık sarısı ve kök yeşili ince hatlarla kenetleyerek o hasarı eserin ana odak çizgisine dönüştürürlerdi. Kâğıdın yarası, onun kendi tarihini taşıdığı yerdir."
Osman Usta, raflardan sıvı varak altın harcını ve ince restorasyon fırçalarını çıkardı. Elif, ustanın rehberliğinde titreyen ellerini topladı; yırtılan ebru kâğıdını arap zamkı ile kurutup birleştirdi, yırtık hat boyunca inceltilmiş varak altın suyu sürerek panoya büyüleyici bir "altın varaklı ebru Kintsugi" estetiği kazandırdı. Yırtılan çatlak çizgi, Süleymaniye Kubbesi’nden Haliç’e süzülen altın renkli bir ışık damarına dönüştü.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.