İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Gizli Gizli Evden Kaçan Escort Bahar

Akşamüstü Kuzguncuk Sahili’nden Boğaz’ın karanlık sularına ve karşı kıyıda parıldayan Beşiktaş ışıklarına bakan Bahar, bu şehrin önüne çıkardığı her sert engelin, hayallerine altın renkli güçlü bir ilmek atmak için bir fırsat olduğunu çok iyi biliordu.

Ocak ayının nemli ve dondurucu bir sabahında Boğaz’ın serin rüzgârı Kuzguncuk Bostanı’nın üzerinden süzülüp İcadiye Caddesi’nin iki yanına dizilmiş tarihi renkli ahşap evlerin arasından geçerken; Bahar, kucağındaki ağır ahşap dokuma mekiklerini, kök boya kazanı malzemelerini, kirkitleri ve yün çilelerini düşürmemek için Perihan Abla Sokak’ın dik arnavutkaldırımlı yokuşunu tırmanıyordu. Marmara Üniversitesi Tekstil Sanatları Bölümü son sınıf öğrencisi olan Bahar, Yörük ve Anadolu dokuma geleneğini İstanbul’un tarihi motifsiz şehir dokusuyla birleştirme sevdasıyla Van’dan İstanbul’a gelmişti. Kuzguncuk’un arka sokaklarında, tavanından kışın soğuk hava giren ve merdivenleri gıcırtıyla sarsılan iki odalı eski bir ahşap çatı katında yaşıyor; akşamları Üsküdar İskelesi yakınındaki küçük bir sahaf-kitabevinde gece vardiyasında çalışarak hem ev kirasını çıkarıyor hem de saf yün iplikler ve kök boya otları (kökboya bitkisi, ceviz kabuğu, çivit otu) için para biriktiriyordu. O gün, hayatının en büyük dönüm noktası sayılan uluslararası bir çağdaş tekstil ve dokuma sanatı sergisinin eser teslim günüydü. Kuzguncuk’taki tarihi bir Rum ilkokulu binasında düzenlenecek "Boğaz’ın İplikleri ve Kök Boyanın Hafızası" temalı sergi için aylardır uykusuz kalarak hazırladığı, çivit mavisi ve ceviz kahvesiyle kendi boyadığı yünlerle elde dokuduğu devasa "Kuzguncuk Bostanı ve Boğaz Dalgaları" halı panosunu jüriye ulaştırması gerekiyordu. Eğer eseri dereceye girerse hem Özbekistan’daki Semerkand Geleneksel Dokuma Sanatları Enstitüsü’nde iki yıllık burslu uzmanlık eğitimi imkânı kazanacak hem de aylardır biriken malzeme ve tezgah borçlarını kapatabilecekti. Günlerdir dikey tezgâh karşısında kirkit vurmaktan avuç içleri nasır bağlamış, parmak boğumları soğuktan ve sıkı iplerden çatlamıştı.

Ancak Perihan Abla Sokak’ın en dik virajında ilerlerken, mahalle arasındaki ahşap bir binanın penceresinden sokağa sarkıtılan ağır bir çamaşır selesi ipinin kopmasıyla gürültüyle Bahar’ın hemen yanına düştü. Anlık bir panikle kenardaki taş duvara doğru sıçrayan Bahar’ın ayağı, ıslak ve çamurlu taşlarda kaydı. Sertçe yere kapaklanan genç kızın kucağındaki bez muhafaza kılıfı elinden fırlayarak yol kenarındaki kanalizasyon mazgalının sivri demir köşesine çarptı. Kılıftan fırlayan o narin elle dokunmuş yün pano sert metale takılarak çatırdayarak tam ortasından boydan boya yırtıldı; çözgü ipleri koptu, haftalarca ilmek ilmek dokuduğu çivit mavisi ve kahverengi yün lifleri sokağın kenarındaki çamurlu su birikintisine saçıldı.

Bahar, dizlerindeki kesiklerin ve ellerine batan taş parçalarının acısını hissetmeden, çamurlu suyun içinde dağılan yün liflerine ve kopan çözgü iplerine bakarak donakaldı. Haftalarca ter döktüğü uykusuz geceler, nasırlı elleri ve Semerkand hayalleri saniyeler içinde o ıslak sokağın ortasında yok olup gitmişti. Ağlamaktan göğsü sıkışan genç kız, Kuzguncuk’un bu rüzgârlı ve taş yokuşlu sokağında ne kadar çaresiz kaldığını felt etti.

O sırada sokağın hemen başındaki eski bir dokuma ve halı tamir atölyesinden çıkan, Kuzguncuk’un yarım asırlık emektar halı ve dokuma ustası "Agop Usta" gürültüyü duyup dışarı koştu. Bahar’ın çaresizce yırtık yün parçalarını toplamaya çalıştığını görünce onu kolundan tutup kaldırdı, omuzlarına koyun yünü ve kök boya kokan önlüğünü örterek dumanı tüten kütük sobasının yandığı atölyesine götürdü.

Agop Usta, Bahar’a dumanı tüten bir bardak sıcak çay uzattıktan sonra yırtılan halı panosunu inceledi. "İplik kopar, çözgü çözülür ama dokuyucunun bileği durmaz kızım," dedi babacan bir sesle. "Eski Kafkas ve Anadolu dokumacıları yırtılan kilimleri çöpe atmazdı; kopan çözgülerin arasına ince gümüş ve bakır teller örer, yırtık hüzeyi altın sarısı kök boyalı iplerle ilmekleyerek o hasarı dokunun ana odak çizgisine dönüştürürlerdi. Kilimin yarası, onun kendi yaşını ve yaşanmışlığını gösterdiği yerdir."

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. sehirvegizlilik.icusehirvegizlilik.icu