Şubat ayının sisli bir perşembe sabahında Haliç’ten yükselen soğuk buhar Kasımpaşa’daki tarihi tahta binaların çatılarına çökerken Pelin, laboratuvardaki izole ses kalibrasyon kabininin önünde durmuş, sualtı akustik sensörlerinden gelen yüksek frekanslı sinyal spektrumlarını inceliyordu. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde Biyoakustik ve Sualtı Sinyal İşleme üzerine doktora yapan Pelin, gündüzleri Marmara Denizi’ndeki yunus popülasyonlarının iletişim frekanslarını ve gemi gürültülerinin biyo-akustik üzerindeki yıkıcı etkilerini haritalandıran, bol kazağı, kulaklıkları ve derli toplu saçlarıyla işine tutkuyla bağlı bir bilim kadınıydı. Ancak, geniş bantlı hydrophone (sualtı mikrofonu) dizilimlerinin günlük astronomik kiralama giderleri, İzlanda Akustik Araştırma Merkezi’nin veri bankasına erişim masrafları ve tezi için ihtiyaç duyduğu yüksek hassasiyetli piezoelektrik seramik sensörlerin maliyeti, akademinin sunduğu kısıtlı bursların çok üzerindeydi. Bu finansal darboğaz, onu kendi koyduğu sarsılmaz prensiplerle yönettiği ikili bir hayata yöneltmişti. Kampüs laboratuvarında sualtı ses kayıtları arasında kaybolan mütevazı bir akademisyen olan Pelin; İstanbul’un dev tersane sahipleri, savunma sanayii tedarikçileri ve marinacılık holding patronları arasında ise dalga fiziği hakimiyeti, sarsıcı zarafeti ve keskin analiz yeteneğiyle tanınan seçkin bir refakatçi olan "Yankı"ydı.Son randevusu, İstinye sırtlarında Boğaz’a hakim görkemli bir yalıda, uluslararası bir okyanus teknolojileri ve liman güvenlik fonunun Türkiye direktörüyle gerçekleşti. Müşterisi onu, Avrupalı tersane temsilcilerine ve ticari filo sahiplerine vereceği prestijli bir akşam yemeğinde kendisine eşlik etmesi, sualtı algılama sistemleri üzerine üst düzey sohbetler yürütmesi için kiralamıştı. Yemek salonunun yanındaki sergi odasında, fonun Boğaz geçişindeki dev tankerleri ve marinadaki lüks yatları korumak üzere geliştirdiğini iddia ettiği yeni nesil erken uyarı sonar sisteminin test verileri ve sinyal-gürültü oranı (SNR) katsayıları Pelin’in dikkatini çekti. Müşterisinin kibrini ve yatırımlarıyla övünme arzusunu zekice sorularla besleyen Pelin, kadehini yudumlarken gözleriyle rapordaki Doppler kayma matrislerini ve sığ su yankılanma (reverberation) parametrelerini zihninde analiz etti. Sistemdeki piezoelektrik kristal diziliminin Boğaz’ın iki farklı tuzluluk ve sıcaklık katmanındaki ses kırılması açılarını (thermocline effect) tamamen yanlış hesapladığını, sistemin yaklaşan büyük gemileri algılayamayarak kör noktalar üreteceğini ve kaçınılmaz çatışma skandallarına yol açacağını anında tespit etti. Pelin, adama hissettirmeden sunduğu teorik akışkan akustiği sorularıyla tasarımdaki bu devasa mühendislik hatasını fark etmesini sağladı ve fonun hem milyonlarca avroluk hatalı bir yatırımdan hem de felaketle sonuçlanacak bir deniz skandalından kurtulmasını sağladı.Gece sona erip kazandığı yüksek miktardaki ödemeyi aldığında Pelin, sadece kendi araştırmalarını ve bütçesini güvenceye almakla kalmadı. Bu kazancın bir kısmıyla, Karadeniz’deki kaçak balıkçılık ağlarını sualtı sesleriyle tespit edip kıyı emniyetine bildiren yerli ve açık kaynaklı bir yazılım geliştiren genç deniz biyolojisi öğrencileri kolektifine gizlice finansal kaynak sağladı. Ertesi sabah fakültedeki masasına dönüp osiloskop cihazının tuşlarına basmaya başladığında, ne akşamın ihtişamından ne de "Yankı" kimliğinden tek bir iz kalmıştı. Pelin için bu çift hayat, bir çaresizlik değil; seslerin matematiğini ve analitik zekasını kullanarak kendi bağımsızlığını inşa ettiği, gizli kusurları açığa çıkarırken geleceğin mavi vatanını ve deniz canlılarını koruduğu stratejik bir satranç oyunuydu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.